DİYABET
DİYABET

Diyabet, vücudumuzda pankreas adlı salgı bezinin yeterli miktarda insülin hormonu üretmemesi ya da ürettiği insülin hormonunun etkili bir şekilde kullanılamaması durumunda gelişen ve yaşam boyu süren bir hastalıktır. Sonuç olarak kişi, yediği besinlerden kana geçen şekeri yani glikozu kullanamaz ve kan şekeri yükselir.

DİYABETLE BAŞA ÇIKMAK İÇİN;
  • Hastanın kendi kendine bakım becerilerine,
  • Hastalık hakkında pek çok bilgiye,
  • Sağlığına ve kendine bakım konusunda pozitif tutum almasına gereksinim vardır.
  • Bir kişinin diyabetli olup olmadığı Açlık Kan Şekeri (AKŞ) ölçümü veya Oral Glikoz Tolerans Testi (şeker yükleme testi) yapılarak saptanır.
  • AKŞ ölçümü 100-125 mg/dl olması gizli şeker sinyalidir.
  • AKŞ ölçüm sonucunun 126 mg/dl veya daha fazla olması diyabetin varlığını gösterir.
  • Oral Glikoz Tolerans Testinde (şeker yükleme testi) glikozdan zengin sıvı aldıktan 2 saat sonraki kan şekeri değeri önemlidir. İkinci saat kan şekeri ölçümü 140-199 mg/dl ise gizli şeker, 200 mg/dl veya daha yüksek ise diyabet tanısı konulur
TİP 1 DİYABET NEDİR

İnsülin hormonunun eksikliği sonucu ortaya çıkan Tip 1 diyabet, sıklıkla çocukluk ve gençlik yaşlarında ortaya çıkar. Hastalar, mutlak bir insülin yetersizliği olduğundan ömür boyu insülin hormonunu dışarıdan (enjeksiyon yoluyla) almak zorundandırlar. Bu nedenle Tip 1 diyabet, İnsüline Bağımlı Diyabet olarak da isimlendirilmektedir. 

TİP 2 DİYABET NEDİR

Erişkinlerde görülen diyabettir. Pankreas insülin üretir fakat vücut bunu gerektiği gibi kullanamaz. Daha çok 40 yaş üzeri kişilerde ortaya çıkar. 

TİP 2 DİYABET RİSKİ KİMLERDE DAHA FAZLADIR ?

Herkeste, her yerde, her yaşta tip2 diyabet teşhis edilebilir.
Ailesinde diyabetli olanlar,
Şişman kişiler,
4 kg'dan daha ağır bebek doğuran kadınlar,
Stres altında yaşayan kişilerde tip2 diyabetin görülme riski daha yüksektir.
Ayrıca pankreasın kronik iltihabı, pankreas tümörleri ve ameliyatları ile hipertiroidi, akromegali gibi bazı hormon hastalıkları Tip 2 diyabete yol açabilir.

TİP 1 ve TİP 2 DİYABETİN FARKI NEDİR ?

Çocuklarda ve ilk gençlik yıllarında ortaya çıkan 'Tip 1 diyabette, bağışıklık sistemindeki bozukluklar nedeniyle pankreasta insülin yapan hücreler tahrip olur. Vücutta yeterli insülin yapılamadığından bu hastalar, dışarıdan insülin alamazsa 'diyabet (ketoasidoz) koması' gelişir ve yaşamları tehlikeye girebilir. Bu hastalar zayıftır, hastalık belirtileri kısa süre içinde ortaya çıkar ve gelişir. Bu diyabet tipinin tüm diyabetlilere oranı yüzde 7-8 kadardır.
Halen en sık görülen diyabet formu olan ve orta-ileri yaş grubunda görülen 'Tip 2 diyabette ise kişilerin pankreasında insülin yapılır ama insülinin çeşitli periferik dokularda, özellikle adale, yağ, karaciğer ve damarlardaki etkileri yetersiz kalır. Çünkü şişmanlık ve hareketsizlik nedeniyle insülinin etkilerine karşı vücutta direnç oluşuyor. Sinsi başlayan ve bu nedenle geç fark edilen bu tip diyabette kalıtımın rolü önemlidir. Başlangıçta sadece yaşam tarzı düzenlenerek dengeli ve sağlıklı beslenme ile fiziksel aktivitenin artırılması ve kilo fazlası olanların zayıflatılmasıyla hastalık kontrol altına alınabilir. Genellikle birkaç yıl sonra şeker düşürücü haplara ihtiyaç duyulur. Hastalığın doğal süreci, bazen de tedaviye uyumsuzluk nedeniyle zamanla geçici veya kalıcı sürelerle insülin kullanmak gerekebilir. Ortalama olarak 15 yıllık bir diyabetli yaşam süreci sonunda, diyabetli hastaların yüzde 30'u insülin kullanma aşamasına gelir.

DİYABET NASIL TEDAVİ EDİLİR ?

Diyabet tedavisinde amaç kan şekeri ayarını sağlamak diğer bir ifade ile kan şekeri yükselmelerini ve kan şekeri düşmelerini önlemektir. Bu ayarın sağlanması komplikasyonların gelişimini önlemek veya gelişmiş komplikasyonların seyrini yavaşlatmak için son derece önemlidir. 
İyi bir diyabet kontrolü, kan şekeri seviyenizi mümkün olduğunca normale en yakın tutmak anlamına gelir. 
Sağlıklı Beslenme: Yenilen besinlerin özellikle karbonhidrat içeren besinlerin vücudun ihtiyacından fazla tüketilmesi kan şekeri seviyelerini yükseltir. Kan şekeri kontrolünün sağlanmasında diyabetli bireye özgü beslenme tedavisinin verilmesi önemlidir. 
Diyabetli kişilerle diğer kişilerin besinlere olan gereksinimi aynıdır. Her insanın enerji, karbonhidrat, protein, yağ, lif, vitamin, mineral gereksinimi vardır. Bir kişide diyabetin olması bu gereksinimlerden birini veya birkaçını azaltması veya arttırması anlamına gelmez. 
Her diyabetlinin bir diyetisyeninin olması gerekir diyetisyen ile işbirliği içinde beslenme programını sürdürmelidir.
Diyabet tedavisinde kan şekeri kontrolünü sağlamak için sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kazanılması önemlidir. Diyabeti olmayan bireylerde olduğu gibi diyabetli bireylerinde yeterli ve dengeli beslenmeyi öğrenmesi ve öğrendiklerini günlük yaşamda uygulaması sağlıklı bir yaşamın temelini oluşturur.
Egzersiz: Egzersiz, vücudunuzun glikozu etkili bir şekilde kullanmasını ve kan şekeri kontrolünü sağlar. Ayrıca, şişman tip 2 diyabetli kişilerin kilo kaybetmesine yardımcı olur.
İlaç/ İnsülin: İnsülin, besinlerle kana geçen şekerin vücut tarafından kullanılmasını sağlayan ve böylece kan şekeri yükselmelerini önleyen bir hormondur. Tip 1 diyabetli kişilerin yaşamak için insüline gereksinimi vardır. İnsülin bağımlılık, alışkanlık yapacak bir madde değildir. İnsülin yaşam için elzemdir. Vücut insülin yapmıyor ise dışardan enjeksiyon yolu ile vücuttaki eksikliği yerine koymak gerekir. Tip 2 diyabetli kişilerin kan şekerinin ayarını sağlamak için ağızdan alınan ilaçlara veya insüline gereksinimleri olabilir.
Yukarıdaki maddelerin tümü arasında bir denge tutturmak önemlidir. Bu dengenin oluşması için diyabetli birey mutlaka diyabet ve tedavisi konusunda eğitim almalıdır.
Bu bağlamda diyabetli birey, hastalıkla başa çıkmada neyin önemli olduğu, ne yapması ve hangi durumlardan kaçınması gerektiği gibi konularda karar vermek zorundadır. Dikkat etmesi gerektiği durumlardan birisi ‘Diyabette Ayak Bakımı' dır.

DİYABETTE AYAK BAKIMINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER
  • Diyabetli bireyin ayak sorunları, iyi izlem, eğitim ve bakım ile önlenebilir.
  • Diyabetli birey, sağlıklı ayaklar için cilt, tırnak bakımını yapmalı, çorap ve ayakkabı seçiminde sağlık ekibinin önerilerini dikkate almalıdır.
  • Ayaklar her gün ılık su ve PH değeri cilt yapısına uygun olan yumuşak bir sabun ile yıkanmalıdır.
  • Suyun sıcaklığı mutlaka bir derece yardımıyla kontrol edilmeli ve 37 C den fazla olmamalıdır. Diyabetli bireylerde his kaybı gelişebileceği için suyun ısısını fark edemeyebilirler. Diyabetli bireylerde dikkatsizlik sonucu ayak yanıklarına oldukça sık rastlanmaktadır.
  • Parmak araları mantar oluşumunu engellemek için ıslak bırakılmamalı, ayak tabanı ve sırtı ise nemlendirici kremler ile yumuşatılabilir.
  • Kalın tırnaklar suda yumuşatıldıktan sonra özel bir makasla, yuvarlak değil düz kesilmelidir. Tırnak keserken derinin kesilmemesine dikkat edilmelidir.
  • Tırnak batması ve nasır gelişimi mevcutsa tedavisi için doktora danışılmalıdır. Nasırı kendi başına kesmeye ya da tedavi etmeye çalışılmamalıdır.
  • Sıcak kum yanıklara neden olabileceğinden ayaklar kuma gömülmemelidir.
  • Hasta yalın ayak yürümemelidir.
  • Hastanın giydiği ayakkabı ayağını tam kavramalıdır. Genişliği, boyu, yüksekliği uygun olmalıdır. Yüksek topuklu ayakkabı ayak küresinde aşırı basınç nedeni olduğundan uygun değildir. Ayakkabının içinde toz, taş gibi yabancı cisimler olmamalıdır.
  • Ayak; ağrı, karıncalanma, yanma, hassasiyet, duyu kaybı ve yara açısından sürekli gözlemlemeli.
  • Ayak derisini de renk değişikliği, şişlik, kuruluk, çatlak, nasır ve yara yönünden değerlendirmelidir.
  • Ayak yaralarının tedavisinde; ilk koşul yara üzerindeki basıncı kaldırmak ve istirahattir.
Diyabet Eğitim Hemşiresi     
Hacer ÇETİN – Mine TEPE